KAMUNUN ÖZEL GÜVENLİK İHALELERİNDE ŞARTNAME HÜKÜMLERİNDEN

VE UYGULAMALARINDAN KAYNAKLANAN SORUN VE AÇIKLAMALAR…

 

 

Alper UZUNGÜNGÖR

Özefe Güvenlik /AYDIN

 

Özel güvenlik mevzuatında yapılmasını beklediğimiz değişiklikler sorunlarımızın bir kısmına çözüm getirecektir. Fakat bu mevzuattaki değişiklik konuları kadar önemli kamunun özel güvenlik hizmeti ihale sürecinde ve akabinde yaşanan sorunlar vardır. 

 

İhale süresince şartname ve uygulamalardan kaynaklanan sorunlar; özel güvenlik sektör işverenlerini 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 4857 Sayılı İş Kanununa aykırı fiiller işlemeye zorlamaktadır.

 

Kamunun özel güvenlik ihalesine katılmak isteyen sektör işvereni İdari Şartname, Teknik Şartname, Sözleşme Tasarısı, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi ile Standart Formlardan oluşan yüzelli-ikiyüz sayfalık ihale dokümanını ücreti karşılığı temin etmek durumundadır.   

 

İhale dokümanı incelendiğinde idari ve teknik şartnamede yer alan bazı hükümlerin birbiriyle örtüşmediği görülebilir. Çünkü bu şartnameler genellikle kamunun ayrı birimlerinde çalışan farklı memurlar tarafından ve aralarında işbirliği sağlanmadan hazırlanabilir. Değerlendirme ve tetkik için vakit bulamayan ihale yetkilisi tarafından onaylanır.   

 

Ön yeterlilik şartnamelerinin hazırlanmasında Hizmet Alımları Uygulama Yönetmeliği ekindeki formlardan istifade eden kamu memuru, şartnamelerin boş bırakılan kısımlarını dipnotlarda yer alan hususlara dikkat ederek 4734 sayılı kanunun ve diğer mevzuatın emredici hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla doldurmakla görevlidir.   

 

Teknik şartnameler için standart bir format yoktur. Bu şartnamenin hazırlanmasında esas Kamu İhale Kanunun 12, Hizmet Alımları Uygulama Yönetmeliğinin 24.Madde hükmüdür. Kamu görevlisi bu hükümlere göre hizmetin teknik ayrıntıları ve şartlarını ortaya koyan, verimliliği sağlayan, rekabeti düzenleyici hususlar içeren, bütün istekliler için eşitliği sağlayan nitelikte teknik şartname hazırlamak zorundadır.

 

Ancak teknik şartname diye tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı kanunu “hammurabi yasaları” niteliğinde hemen her şeyin bir araya toplandığı yazılı bir metin yaratılır ki hem işveren hem de yüklenici bu şartname hükümlerini göz ardı etmeye mecbur kalır.

 

5188 sayılı yasada açıklanan görev ve yetkilerin dışında idareye gelen ziyaretçilerin karşılanması, uğurlanması, özel kişilere teşrifatçılık, mihmandarlık yapılması, haberleşmeye yardımcı olunacağına dair hükümler teknik şartnameye yazılır ve yükleniciden uygulaması istenir.

 

Teknik şartnamelerde kişi başına giyim maliyeti için bir rakam öngörülebilir. Kapalı devre kamera sistemi veya duyarlı kapı ya da X-Ray gibi bazı özel güvenlik sistem, cihaz ve gereçlerin temin edileceğine ya da teklif fiyata dâhil olduğuna ilişkin hükümler yer alabilir. Bugünün moda tabiriyle ne olduğu henüz kimse tarafından bilinmeyen yeterli sayıda güvenlik setinin yanı sıra ışıldak, deterjan, yağ, sabun, tuvalet kâğıdı vb. malzemeler dahi istenebilir.

 

İhale konusu işe ilişkin her türlü güvenlik ekipmanı, alet, edevat, kelepçe, cop, detektör, telsiz, el feneri, düdük gibi makine ve ekipman maliyetlerinin tamamının sözleşme ve genel giderler içerisinde yer alan amortisman kabul edileceğini bilenlerin kısmen daha derli toplu bir şartname hazırladığını biliyoruz.

 

Bu arada ihale ve sözleşmeye ilişkin damga vergileri, KİK payı, noter masrafları gibi sözleşme giderleri ile amortisman, iş yeri hekimliği, ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin genel giderleri karşılamak üzere asgari işçilik maliyeti üzerinden hesaplanan % 3 oranındaki sözleşme ve genel gider payı çok yeteriz kalmıştır. Eşit taksitlere bölünerek aylık hak edişe yansıtılan sözleşme ve genel gider payının zaten tamamı yüklenici tarafından bir kerede ve sadece noter tasdikine ait masrafı karşılamak için ödenir. Geriye kalan masraflar için yapılacak ödeme sözleşme giderinin düşüklüğü nedeniyle zarardır.

 

18.10.2006 tarihinden itibaren %3’e çıkarılıp ismi dahi sözleşme ve genel gider payı yapılan fasıldan kıdem tazminatlarının dahi karşılanacağı ifade ediliyor. İdare sayıştay, satın alma ve döner sermayeye verilmek üzere üç nüsha noter tasdikli sözleşme talep ettiğinde kıdem tazminatı bir tarafa diğer gider kalemlerine ayrılacak pay bile kalmaz. Bu itibarla sektörü rahatlatmak bakımından sözleşme ve genel gider payının % 6’ya çıkarılması ve bir seferde ödenmesinin temini için çalışma yapmak gerekir.

 

Bazı İdareler  “-benim her dediğim olur” şeklinde ifade edilebilecek düşüncesini teknik şartnamede yazdıkları kimi düzenlemelerle temin etmek isteyebilir. Bunun için  “hak edişin ödenemeyeceği zamanlarda personel maaşlarının yüklenici firma tarafından karşılanması gerekir” şeklinde hukuki olmayan düzenlemeler getirilebilir. Eğer nakdiniz yoksa ya kullanılmamış kredi mevduatından maaş ödemesi yapacak ya da sebepsiz ve keyfi personel giriş-çıkış taleplerine, harici görevlere, önceden tespit edilen görev yerleri ve buralarda çalışacak personel sayısının her gün değiştirilmesine sessiz kalacaksınız ki hak ediş ödemelerinizi zamanında tahsil edebilesiniz.

 

İhale, sigorta ve muhasebe mevzuatında şubat dâhil her ayın otuz günden ibaret olduğu kabul edilir. Bunu bilmeyen bazı memurlar idari şartnamede tek tek gün saymak suretiyle dokuz aylık bir işte 275 gün tespiti getirebilir ki bu durum 270 günlük işçilik hesabına tesir etmemelidir. Bilmeniz gerekir ki bir gün eksik-fazla işçilik hesabı teklifinizin değerlendirme dışı kalmasına nedendir

 

Böyle durumlar karşında hemen ihale mevzuatına göre ön yeterlilik dokümanında değişiklik veya açıklama yapılması için dilekçe yazmak aklınıza gelir. Ancak idarenin konuyla ilgili değişiklik ya da açıklama zeyilnamesi için son teklif verme tarihinden itibaren geriye doğru (10) ve (20)  günlük sürenin dolduğu (KİK/29,  HAUY/33) anlaşıldığından eliniz kolunuz bağlanmıştır.

 

Kamu İhale Genel Tebliğinin Tekliflerin Alınması ve Değerlendirilmesi Başlıklı XIII. Maddesinin G/7 fıkra hükmüne değinip işin başlangıç tarihinin ayın ilk gününden, işin bitiş tarihinin ise ayın son gününden farklı bittiği durumlarda işçilik maliyeti hesabına açıklama getirmektedir.

 

Teknik şartnamelerde özel güvenlik hizmetini yerine getiren personelin 4857 Sayılı İş Kanununa göre yıllık izin, rapor ve mazeret izni hakkını kullandıklarında eksiksiz çalışılacağına, aksi durumda para cezası verileceği konularına değinilir. Buna karşılık idari şartnamelerde ise yıllık ücretli izin hakkını kullanan personele ait maliyetin teklif fiyata yansıtılmasından bahis olmaz/olamaz. Hukuki sözleşmelerin kanunların üzerinde bir metin olamayacağı ve bu konuda iş kanunu hükümlerinin geçerli kabul edileceğinden izin talepleri yerine getirilmelidir. 

 

Konuya ışık olması gerekenler “kör ve sağır anlaşır insanı şaşırtır” anlayışından uzaklaşarak özel güvenlik personelinin ücretli yıllık izin sorununa ait düzenlemeyi çoktan ilgili makamların önüne koyması gerekirdi.

 

İdari Şartnamelerde 18.10.2006 tarihinden itibaren İş Kanununun 47 nci madde hükmü gereği genel tatil ek ücretine ilişkin düzenlemelere yer verilmeye başlanmıştır. Yirmibeş yıldır kamuya hizmet sunan temizlik firmaları göz ardı edilen bu sorundan kurtuldukları için çok sevinmiş olsalar da bu noktada bizi üzen bir konuya değinmek istiyorum.

 

2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 1, 2 ve 3 ncü maddelerinde ulusal bayram, resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günleri açıklanmıştır. Buna rağmen halen daha bazı kamu kurumları ne yazık ki ulusal bayram, resmi ve dini bayram günlerinin sayısını ne yazık ki tespit edemiyor. 

 

Bilindiği gibi özel güvenlik sektöründe 01.01.2007 tarihinden itibaren ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler, mesleki ve teknik yeterliğe İlişkin belgeler istenmeye başlanmıştır. Bazı ihalelerde yeterlilik belgelerine hiç yer verilmediğini görmekteyiz. Bunun nedeni araştırıldığında özel güvenlik hizmet alımı ihalesinin ilk defa yapılacak olması öne sürülmektedir. Hâlbuki bu konuda HAUY.’nin 36.maddesinin son fıkrası yeterince açık olup, ilk defa gerçekleştirilecek yeni bir hizmet türünün ortaya çıkması durumunda iş deneyiminin aranmayacağını açıklamıştır.

 

Yine HAUY 36.maddesinde açıklandığı üzere yaklaşık maliyeti, 4734 Sayılı Kanunun 8 nci maddesinde öngörülen eşik değere eşit veya aşan ihalelerde ekonomik ve mali yeterliliğe ilişkin olarak bankalardan temin edilecek mali durum belgesi,  bilânçosu veya eşdeğer belgeler ile iş hacmini gösteren belgelerin istenilmesi zorunludur.

 

Nakit kredi durumu ile kullanılmamış teminat mektubu kredisi ya da serbest mevduatı gösterir (Standart form KİK 030.O/H, KİK030.1/H) banka referans mektubunun istenilmesi 38 nci madde hükmü gereğidir.

 

Mesleki ve teknik yeterliliğe ilişkin belgelerden iş deneyiminin 4734 Sayılı Kanunun 13 ncü maddesinin (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde öngörülen üst limit tutarına eşit veya bu tutarı aşan işlerde istenilmesi zorunludur. İş ortaklıklarında pilot ortağın, istenen asgari iş deneyim tutarının en az %70’ini diğer ortakların her birinin ise asgari iş deneyim tutarının en az %10’nu sağlaması gerekir.

  

İdari Şartnamelerin “Ekonomik Açıdan En Avantajlı Teklifin Belirlenmesi” başlığı altında yapılacak yeterlik değerlendirmesinde, isteklilerin ihale konusu hizmeti gerçekleştirebilecek nitelikte olup olmadığını ölçmek için fiyat dışındaki unsurları açıklamak yerine “ekonomik açıdan en avantajlı teklif en düşük fiyattır” hükmü yazılarak kolaycılığa kaçıldığından hemen her ihaleye katılıp en düşük teklif sahibi olmak isteyen firmalar yanıltıcı, aldatıcı ve sembolik rakamlarla rekabet ortamını bozmayı sürdürmektedir.

 

Kamunun özel güvenlik ihalelerinde şartname hükümlerinden ve uygulamalarından kaynaklanan yanlışlıkları açıklamaya bir sonraki sayıda devam edeceğim.

 

Bu dergi yayınlandığında izleyici olarak katılmayı düşündüğüm 30 Mart - 1 Nisan 2007 tarihleri arasında Tüm Özel Güvenlik Dernekleri Federasyonu ve OGHİŞDER desteği ile gerçekleştirilecek Güvenlik Teknolojileri 2007 Fuarı bünyesinde yapılacak olan 1. Özel Güvenlik Sempozyumu tamamlanmış olacak. Ben, bu sempozyumda kamunun özel güvenlik ihalelerinde şartname hükümlerinden ve uygulamalarından kaynaklanan sorunlar üzerinde kimin nasıl bir yaklaşımda bulunacağı hususunda eleştiri hakkımı kullanacağım.

 

Çünkü bir süredir üzerinde çalıştığım başta KİK olmak üzere hukuk ve idari yargı mahkemelerinde dava açtığımız bu sorunlar üzerinde sektör temsilcileriyle işbirliğinden kuvvet doğar düşüncesindeyim.