SEKTÖRÜN EKONOMİK GÜCÜ, KAMUOYU DESTEĞİ, SORUNLARIMIZ
VE ÖNERİLER…
Alper UZUNGÜNGÖR
Özefe Güvenlik, Kurucu ortak / Yönetici
Doğru düşünebilmek için doğru bilgi, doğru araştırma ve doğru akıla ihtiyaç vardır. Özel güvenlik sektör temsilcileri ve işverenler hizmet üretiminde devamlılığı sağlamak istiyorsa, doğru düşünerek karar almalı, sorunlar karşısında doğru çözüm önerileri geliştirmelidir.
Bu anlamda sektör temsilcileri güç birliği yaratıp bir federasyon kurmuş, toplantılar yapmış, çalışma komisyonları oluşturmuştur. TOB[1]B ve Ticaret Odaları nezdinde temsilcilik kazanılmış, aylık yayın organı sayısı ikiye çıkmış, internette bir haber ve tartışma portalı dahi kazanılmıştır.
Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen, geride bıraktığımız zaman diliminde sorunlarımızın bir kısmı emir yazılarla giderilmeye çalışılmışsa da y a s a….v e….y ö n e t m e l i k….d e ğ i ş i k l i ğ i yapılamamıştır.
Belki TOBB Özel Güvenlik Meclisinde olduğu gibi federasyon bünyesinde de çalışma komisyonları kurulsaydı sektörün sorunları ve sahip olduğu ekonomik güç ortak akılda buluşur, kamuoyu desteği ile daha hızlı yol kat edilirdi.
Hatta akademisyenlerin özel güvenlik statüsü hukuksal yorumunu değerlendiren makaleleri yerini, sorunlarımıza çözüm önerileri geliştiren çalışmalara dahi bırakabilirdi.
Bu süreç artık kapanmıştır…
Seçimlerden sonra yenilenen TBMM ile farklı bir döneme giriyoruz…
Yeni dönemde sektörün gerçek değerlerle hesaplanabilir gücü ve büyüklüğü ortaya konabilirse, muhataplarımız bu gücün etkisi altında kalır, ister istemez bir gayretin içinde olur.
Sektör,
İstihdama,
Vergi yükünün azaltılmasına,
Milli gelirin artmasına,
Bütçe gelirlerine sağladığı katkıyı hesaplama imkânına sahip değil.
Bu teknik görevi sektör temsilcileri ivedilikle üstlenmelidir. Elde edilen veriler her platformda ortaya konmalı ve böylelikle yeni mecliste, yazılı ve görsel basında, bürokrasi ve genel kolluk içinde destek yaratılmalıdır.
Üniformalarımızı diken hazır giyim atölyelerini…
Logolarımızı işleyen nakış ustalarını…
Teçhizat ihtiyacımızı karşılayan ticarethaneleri,
Silah üreticilerini…
Mermi bayilerini….
Alarm sistemi ve diğer elektronik cihaz bayileri ile satıcılarını saflarımızda buluşturup bir araya getirmeliyiz.
Genel kolluk hizmetlerindeki yükü ne kadar ve nasıl hafiflettiğimizi henüz ortaya koyamadık. Sektör işverenleri sağladığı güvenlik hizmetinin kamu düzenine katkısını sayısal bilgilerle açıklayabilmelidir.
Zorunlu mali sorumluluk sigorta sistemi ile sigorta dünyasına…
Kimlik harç bedeli ile vergi dairelerine…
Sınav ücretleri ile polis akademisine…
Heyet raporu ücreti ile sağlık kurumları döner sermayesine…
Yevmiye cezası ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının fon hesabına aktardığımız gelirin; Devlet işlerine, toplum hayatına ve sektöre katkısını bilmeliyiz.
Ülkemizde “d e v l e t…..d â h i l” önemli belli bir kesimin geçim kaynağı haline gelen özel güvenlik sektörü; ekonomik gücünü kamuoyuna yeterince anlatıp desteğini alamamıştır.
Sektör, özel güvenlik görevlilerinin karıştığı olaylar hariç, kamuoyu gündeminde hiç yer almamıştır.
Hâlbuki insana yatırımı kapsayan, sosyal sorumluluk bilincine sahip olan sektörün bu yönü ile kamuoyu desteği alınsaydı bürokrasiye verilmek istenen mesaj daha etkili verilebilir, beklediğimiz yasal değişiklikler yapılabilirdi.
Geçmiş geride dursun…..
Artık yeni bir döneme giriyoruz…
Bu dönemi şekillendirirken ekonomik gücümüzü sürekli ve etkili bir şekilde gündemde tutmalı, sorunlarımızı ortak akıl ve doğru düşüncede tespit ederek destek almalıyız.
İlk aşamada ve ivedilikle sektör sorunlarını detayda farklılaşan çok sayıda karmaşık öneri üreterek değil, kabulü ve uygulanması mümkün görülenleri belirleyip ilgili makamlara bir daha sunmalıyız.
Gerekirse bu çalışma için akıl almaz zaman süresinde mesai harcamalı, tükenmediğimizi ve ısrarımızı ortaya koymalıyız.
Çünkü yapılması planlanan ve yazımı tamamlanan mevzuat değişiklikleri ihtiyacımızı tam karşılamıyor…
Değişiklik tasarısında büyük bir bölümünün bulunmadığını bildiğim sektör sorunlarını yedi başlık altında toplayarak açıklamaya çalıştım.
Sorun ve önerilerimizin sektör işverenlerine, sektör temsilcilerine ve sektör çalışanları ile diğer ilgilere katkısını sağlamak istiyorsak, herkesin yorumu ve önerisine ihtiyaç vardır.
Bu itibarla düşüncelerinizi, bildiğiniz sorun ve önerilerinizi katacağınız dileğiyle…
1- 5188 SAYILI YASA VE UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR:
1.1. Özel güvenliğin yetkisi yeniden tanımlanmalı: 5188 sayılı yasa ve yönetmelikte açıklanan yetkiler Yeni Türk Ceza Kanunu ile Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre tekrar düzenlenmeli, yetkiler tartışma ortamı yaratmayacak şekilde açık ve daha anlaşılır hale getirilmelidir.
1.2. Silah kullanma yetkisi : Mevzuat, ÖGG’nin silah bulundurma ve taşıma yetkisine açıklık getirmişken zor kullanma yetkisine bağlı silah kullanma şartları belirsizdir. Eski TCK’ da meşru müdafaa; nefse ve ırz’a saldırı ile sınırlanmışken 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanununda meşru müdafaa ve müdafaa sınırının aşılması ile ilgili olarak ihtiyaçlara uygun düzenlemeler yer almıştır. Dolayısıyla ÖGG’nin YTCK’ya göre silah kullanma yetkisi tanımlanmalıdır.
Ayrıca, emekli genel kolluk görevlilerinin ruhsatlı silahlarını özel güvenlik görevinde taşıyıp, kullanmasına imkân sağlanmalıdır.
1.3. ÖGG’nin hukuksal statüleri düzenlenmeli: Bir kısım mevzuat özel güvenlik hizmetlerinin 2495 sayılı kanuna göre yürütüleceklerini hüküm altına almış olup halen daha geçerliliğini korumaktadır. Bu itibarla 2495 sayılı kanunun halen yürürlükte olmadığını kimse kesin olarak söyleyemez. Böylesi bir kargaşa giderilmediği takdirde kamu görevlisi ÖGG ile iş yasasına tabi ÖGG arasındaki adaletsizlikler giderilemeyecektir. (Örn. kamu görevlisi ÖGG’nin sendika kurma veya üye olma hakkı yoktur.)
1.4. Yönetici kavramı: Özel güvenlik şirket yöneticisi ile eğitim kurumu yöneticisi ayrı ayrı tanımlanmalı, Şirket yöneticisinin birden fazla olmasına imkan verilmeli, şirket merkezinin bulunduğu yerin sınırları dışında yürütülen güvenlik projelerinde istihdam kriteri gözetilmeden “Şirket Yöneticisi” atama mecburiyeti getirilmelidir.
1.5. Özel güvenliğin denetimi: 5188 sayılı yasanın 22. maddesinde açıklanan denetim yönetmeliği yapılmalıdır. Bu yönetmelik özel güvenlik sektörünün daha güvenilir, daha aktif hale getirilmesini amaçlamalı, eksikleri belirlemeli, alınması gereken tedbirleri tespit etmeli, sektör çalışanlarını yerinde gözlemeli, ticari sırlar başta olmak üzere yasalarla korunmuş bütün haklarımıza saygılı olmalıdır.
Aynı zamanda adli ve idari ceza tatbikine yetkili olan komisyon görevlilerine ve genel kolluğa kendiliğinden denetim ve eksiklikleri rapor edebilme yetkisi tanımalıdır. Burada bir kargaşa doğacağını, yetkinin kötüye kullanılacağını zannetmiyorum. Ayrıca; denetimlerde EGM ve Bakanlık Müfettişlerine de görev verilmelidir. Böylece, Özel Güvenlik Şube Müdürlüğü/Büro Amirliklerinin de denetlenme görevi daha etkin olacak, devlet kurumlarının iş ve işlevinden kaynaklanan yanlışlılar ve gecikmelerin de önlenmesi mümkün olabilecektir.
1.6. Geçici özel güvenlik izni: Yönetmeliğin 9.maddesinde yer alan “acil hal” ile anlatılmak istenen konuda çelişki yaşanıyor. Örneğin taş ocağında (48) süre ile dinamit patlatılması işinde özel güvenliğin hizmet verecek olması acil hal midir? Bu yöndeki geçici görev müracaatımız reddedilmiştir. Dolayısıyla “acil halin” açık şekilde tespiti gereklidir.
1.7. Disiplin suç ve cezaları yönetmeliği: 4857 sayılı yasanın 25/II. maddesi ÖGG’lerin işlediği ve karıştığı suçlara verilecek cezaları kapsamıyor. Ceza hukuku uygulaması sırasında devlet memuru sayılan ÖGG’ler ile eğitim kurumuna devam eden kursiyerlerin işleyebileceği disiplin suçları için bir yönetmelik hazırlanmalıdır.
Bunun için 5188 sayılı yasaya “özel güvenlik hizmetleri kapsamında, özel güvenlik birimleri ve şirketlerinde çalışan özel güvenlik görevlileri ve özel güvenlik eğitimine devam eden kursiyerlere verilecek disiplin cezalarının usul ve esasları yönetmelikle belirlenir” şeklinde bir madde eklenmelidir. Bu yönetmelikte başlıca disiplin suç ve cezaları; uyarma, kınama, aylık kesimi, yer değişikliği cezası ile iş akdinin derhal veya bildirimli feshi ile meslekten çıkartmayı gerektirecek biçimde düzenlenmelidir.
1.9. Faaliyet İzin Belgesi : 5188/5’deki şartları yerine getiren herkes bir şekilde özel güvenlik şirketi / eğitim kurumu işletmek için müracaatla belge alabilmektedir.
Bugün itibariyle 860 şirkete, 481 eğitim kurumuna izin belgesi verilmiştir. Şirketleşme bu hızla devam ederse sektör kontrol altına alınamayacak, bizatihi sektörün kendisi sorun olacak, suçluluğun önüne geçilemeyecektir. Bu itibarla özel güvenlik şirketi ve eğitim kurumu faaliyet izin belgesi verilmesine ilişkin şartlar ağırlaştırılmalıdır. Burada yeri gelmişken bir iddiayı açıklıyorum… Kamu ihaleleri karlı biçimde ihale edilmeye başladığı günden itibaren sektör, kamuoyu nezdinde çok sıkıntılar yaşayacaktır…
1.9. Ruhsat Harcı: 5188 sayılı yasanın 24. maddesi tekrar düzenlenmeli, özel güvenlik görevlilerine çalışma izni verilmesi için alınan ruhsat harcından vazgeçilerek ÖGG’si olmak isteyenlerin sırtındaki mali yükün büyüklüğü azaltılmalıdır. Maliye Bakanlığının bu gelirden vazgeçmek istemeyeceğini tahmin ediyoruz. Ama bu tahmin bizi yıldırmamalıdır.
Özel güvenlik şirketleri ve özel güvenlik eğitimi verecek kurumlara faaliyet izni verilmesi için alınan harç miktarı üç-dört misli artırılmalıdır.
1.10. Bildirimler: Sektör ticari sırlar dâhil hemen her konuda bildirime tabidir. Bu güvenlikte güvensizliğin ve zaman kaybının işaretidir. Bildirime tabi evrakın fazlalığı ticari amaçlı hiçbir sektörde yoktur.
1.11- Sertifika: Özel güvenlik temel eğitimini tamamlayıp sınavda başarılı olan kursiyerlere yönetmeliğin 42.madde hükmü gereği sertifika yani “Durum Belgesi” verilmektedir. Fakat sertifikalara aynı yönetmeliğinin 17/f maddesi gereği genel kolluk el koymakta, sahiplerine ise sadece fotokopisi verilmektedir.
Bir belgenin aslı sahibine verilmeyecekse Niçin SERTİFİKA düzenliyoruz? …
1.12. Güvenlik soruşturması, arşiv araştırması ve sağlık raporu: Özel güvenlik temel eğitimi için başvuranların bu şartları sağlayıp sağlamadığını kayıt aşamasında mutlaka bilmemiz gerekiyor. Beyana dayılı bildirimler kimi zaman kötüye kullanılmakta, sıkıntı yaşanmaktadır. Paraya çevrilmiş, tecil edilmiş cezalarla ilgili emir yazıların içeriğini bilmiyoruz.
1.13. KDV oranının %8’e indirilmesi: Özel güvenlik eğitim kurumlarında KDV oranının %8’e indirilmesi hem eğitim ücretini ucuzlatır, hem de kaçak-kayıp önlenir.
1.14. Özel güvenlik görevlilerinin eğitimi sorunu: Müfredatta yer alan dersler, eğitim süresi ve uzman eğitici kriterleri tekrar düzenlenmeli, bazı dersler birleştirilmeli, yeni dersler eklenmeli, süre uzatılmalıdır.
1.15. Hizmet içi Eğitim: Özel güvenlik görevlilerinin uzmanlaşması gereklidir. Bu itibarla yasal düzenleme yapılmalıdır.
1.16. Yenileme eğitimi: Yönetmeliğin 34 maddesinde yer alan düzenlemeye açıklık getirilmelidir.
1.17. Uzman eğiticiler: Özel güvenlik eğitiminde görev bu personele ait kriterler yeniden belirlenmelidir. Örn. İtfaiye görevlileri gibi Sivil Savunma Uzmanlarının da yangın ve Tabii Afet Dersi vermesinin imkânı açılmalıdır. Taşrada bu ders zorunlu olarak eğitici niteliğinden uzak kişilerin sorumluluğuna bırakılmıştır.
Sektördeki her olumsuz olaydan sonra en çok eleştirilen eğitim konusunda kalitesinin artırılması için; Uzman eğiticilere kurs verilip, sınav sonrası sertifika almaları sağlanmalıdır.
1.18. Mazeret izni: Yönetmeliğin 35.maddesi ile eğitim kurslarına devam zorunluluğu getirilmiştir. Mazereti olanlara izin verilmektedir. Fakat mazeret izninin kapsamı belli değildir. Uygulamada 657’deki hükümlere itibar ediyoruz. Bu konuya açıklama getirilmelidir.
1.19. Sınav: Yazılı ve uygulamalı sınav komisyonlarında sektör işverenlerinin görev alması tercihi bırakılmamalı, Merkezi sınav komisyonuna sektör temsilcileri katılmalıdır. Aksi takdirde programdan habersiz kimi uzman eğiticilerin hazırladığı ve müfredatta yer almayan sorular kursiyerlere sorulacaktır. Örneğin “Dozimetre” sorusu iki kez soruldu. Suçun unsurları dahi sorulabiliyor.
1.20. Köpek ve atlar: Özel güvenlik hizmeti sunumunda köpek ve atların kullanımı temin edilmelidir.
1.21. İstatistikî Bilgiler: Sektörü ilgilendiren verilere, Bilgi Edinme Kanunu ile değil, aylık basın bildirileri ile ulaşmalıyız. İstatistikî veri yoksa sağlıklı bir çalışma yapılamaz. Bu itibarla özel güveliğe ait verilerin lüzumun hâsılında açıklanır mantığını kabul etmiyoruz. Çünkü bu bilgiler devlet sırı değildir. Gizli bilgi hiç değildir. Düzenleme için bir emir yazı gerekir.
1.22. İptal edilen yönetmelik maddesi : Önce içişleri Bakanlığı yazısı, ardından yönetmelik değişikliği ile iptal edilen uygulama yönetmeliğinin 13. maddesinin son fıkrası “….her ne ad altında olursa olsun can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla denetim, gözetim ve kontrol hizmeti verilemez” şeklindeydi.
Hükmün iptali ile sektör sıkıntıya girmiş, hemen her yerde izinsiz ve kayıt dışı güvenlik hizmetleri vasıfsız kişilere teslim edilmiştir. Bu durum kişi hak ve hürriyetlerine yönelik sıkıntıyı da beraberinde getirmiştir. Görevin tekrar özel güvenlik hizmetlerine yasa ile devredilmesi sağlanmalıdır.
1.23. Özel güvenlik komisyonu : Sektör işvereni olarak yer aldığımız komisyona ait görevler daha aktif hale getirilmeli, komisyonun çalışma hayatını düzenleyen mevzuattan kaynaklanabilecek sıkıntıları da dikkate alarak müracaatları değerlendirmesi hususu emir yazı ile veya yönerge temin edilmelidir.
Çünkü ekonomik olsun diye az miktarda personel sayısı ile büyük projelere izin verildiği görülmektedir. Bu durum işgörenler ve sektör açısından iş yasası hükümlerine aykırılığa neden olmaktadır.
1.24. Yüksek okul mezunları: İstanbul ve Kocaeli’ndeki özel güvenlik meslek yüksek okulundan mezun olan özel güvenlikçiler için staj ve statü çalışması yapılmalıdır.
1.25. Nakdi tazminat : 5188/15 ile görevlerini yerine getirirken yaralanan, sakatlanan özel güvenlik görevlilerine veya ölen özel güvenlik görevlisinin kanunî mirasçılarına, iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen miktar ve esaslar çerçevesinde bağlı olduğu sosyal güvenlik kuruluşunca tazminat ödeneceğine hükmedilmiştir.
Eğer çalışılan yer kamu kurumu ise 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinde belirtilen tazminat miktarlarından da istifade edilir. Ancak tazminatın hangisi yüksek ise o miktar ödenecektir.
Tazminata ilişkin diğer bir konuda 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasından kaynaklanmaktadır. Görevi başında t e r ö r s a l d ı r ı s ı n d a n d o l a y ı z a r a r g ö r e n özel güvenlik görevlisi 3713/21, 22’den faydalanma imkanına bence sahip olduğundan (22 Mayıs Salı günü Ulus'taki Anafartalar Çarşısı'nda yapılan terör saldırısında hayatını kaybeden özel güvenlik görevlisi Muzaffer SAVAŞ’ın kanuni mirasçılarının 3713’ten yararlanıp yararlanmadığını öğrenemedim) 5188/15’ek yapılmalıdır.
1.26. Kıyafet-Logo : Sektörde yaşanan kıyafet kargaşası üniforma ve logoların genel kolluğa/ komando birliklerinde kullanılan kıyafetlere benzetilmesinden kaynaklanmaktadır. Kıyafet sorunu gerekirse tek tip şekilde çözülmeli, logolara standart getirilmelidir. (Sol göğüs üstüne güvenlikçi yıldızı, sol kol’da şirket logosu, sağ göğüs üstüne kimlik numarası vb. uygulamalar mevzuat ile tespit edilmelidir.)
2- 4857 SAYILI YASAYA İTİBAR EDİLMEMESİNDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR:
2003 yılının haziran ayında resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4857 Sayılı İş Kanunu ile çalışma hayatı yeniden şekillenmiş olmasına rağmen Kamu kurum ve kuruluşların ihale organları hizmet alım şartnameleri hazırlarken işverenlerin uygulamakla yükümlü oldukları çalışma mevzuatını dikkate almamakta, bu mevzuatın uygulanmasını engelleyici şartlardan kaçınmamaktadır.
2.1. Kıdem tazminatı : 4857’nin Geçici 4 ve 6.maddeleri ile hüküm altına alınan kıdem tazminatı mülga 1475 sayılı yasanın 14 üncü madde hükmüne göre hesaplanır. Kıdem tazminatı bir yıl aralıksız çalışan personelin brüt aylık maaş tutarıdır. İşgörenin bu hakkı ne yazık ki hem özel hem de kamu kurumlarında göz ardı edilmekte özel güvenlik sektör işverenleri ile birlikte özel güvenlik görevlileri zor durumda kalmaktadır.
Güvenlik ihtiyacını özel güvenlik sektöründen karşılayan bütün kamu kurumları yıllardır bünyelerinde hizmet veren personelimizin kıdem tazminatı hakkını gasp etmektedir. 26320 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 18.10.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile sözleşme giderinin %2’den %3’e çıkarılması ve artışı sağlanan %1’lik pay ile kıdem tazminatı sorunu çözülmemiştir.
Kayıt dışı istihdamın önlenmesi açısından Kıdem Tazminatı Fonu Yasa Tasarısının bir an önce yasalaşması, işçi sigorta primi gibi kıdem tazminatı primi de kaynağında tahsil edilerek maaş bordrolarında gösterilmelidir.
2.2. Yıllık ücretli izin hakkı : 4857’nin 53,54 ve 55. maddelerinde hüküm altına alınan yıllık ücretli izin hakkı işgörenin işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. İzin ücreti günlük yevmiye üzerinden hesaplanır. Kullandırılmayan iznin ücreti işgörene ödenir.
İşgörene yasa ile tanınmış bu hak ne yazık ki hem özel hem de kamu kurumlarında göz ardı edilmekte özel güvenlik sektör işverenleri ile birlikte özel güvenlik görevlileri zor durumda kalmaktadır. İki yıldır çalıştığımız hastane projesinde 19 ay görev yapan bir ÖGG’ye kullanmadığı izni için şikayeti üzerine “izin ücreti cezası” verilmiştir. Bu ücret 14 günlük izin süresine tekabül ettirilmiştir.
Yasa dışılığın önüne geçilmesi açısından yıllık izin ücretinin ( 1 yılda 14 yevmiye) hizmet sözleşmelerinde yer alması hususu sağlanmalı, bu durum tesis edilene kadar da cezai durumlarla karşılaşılırsa İdari Yargıya müracaat etmemiz gerekiyor.
2.5. Özel güvenlik sektöründe çalışanların sayısı üçyüz bini geçti. Çalışanların tamamına yakını kıdem tazminatına ile yıllık izin ücretine hak sahibi oldular. Bu hakkın parasal miktarı yüksek rakama ulaşmıştır. Sektör işvereni bizler; “bu borcu ne kamudan ne de özel sektör işyerlerinden tahsil ediyoruz” Kıdem tazminatı ücretine ait sorumluluğun bağlayıcı Yargıtay kararı ile müteselsil olduğunu hatırlatıyorum.
2.4. Fazla çalışma : 4857’nin 63. madde ile işgörenlerin haftada 45, günlük 7,5 saat çalışacağına hüküm getirilmiştir. Eğer bu süresinin üzerinde çalışma gerçekleşirse 41,42 ve 43. maddelere göre fazla çalışma ücreti ödeneceği saridir. İşgörene yasa ile tanınmış bu hak, ne yazık ki hem özel hem de kamu kurumlarında göz ardı edilmekte özel güvenlik sektör işverenleri ile birlikte özel güvenlik görevlileri zor durumda kalmaktadır.
Yasa dışılığın önüne geçilmesi açısından fazla çalıştırılan işgörene fazla çalıştığı saatin süresi kadar mesai ödenmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. (İşgörenin şikayeti halinde İş Müfettişleri bu konuyu beyan ile veya nöbet çizelgelerinden tespit ediyor hatta bir günde verilmesi gereken ARA DİNLENMESİ konusunu dahi araştırıyor.)
2.5. Disiplin cezaları : Özel güvenlik görevlileri yetki ve görev bakımından 5188’e, sosyal haklar bakımından 4857’e bağlıdır. İş kanunun 25/II. maddesinde yer alan disiplin hükümleri özel kolluk görevinin kamusal hizmet niteliğine denk düşmeyen ve daha çok bir akdin yerine getirilmemesinin karşılığı olarak düzenlenmiş müeyyideler içerdiğinden ya yeterli bir değişikliğe ya da 5188’e bağlı bir disiplin suç ve cezaları yönetmeliğine ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile müştereken bir Yönetmelik hazırlanmalıdır.
3-KAMU İHALE MEVZUATINDAN KAYNAKLANAN SORUNLAR:
3.1. Şartnamelerden kaynaklanan sorunlar :
3.1.1. İdari şartnamede yer alması zorunlu hususlar 4734/27’de belirtilmiştir. Teklif fiyata dâhil edilecek bileşenler standart tip idari şartnamelerin 26. maddesinde açıklanmaktadır. Ayrıca Kamu İhale Genel Tebliğinin XIII/G/15. maddesi teklife dâhil olacak masraflara teknik şartnamede yer verilemeyeceğine hüküm getirilmiş olmasına rağmen teknik şartnamelerde teklif fiyata dâhil olacak hükümlere sıkça rastlanmakta, sağlıklı bir teklif öngörülemediğinden haksız rekabet ortamı yaratılmaktadır.
3.1.2. Teknik şartnamelere “İdarenin içinde bulunduğu durum nedeniyle istihkaklar makul bir tarihe kadar ödenmeyecektir” gibi hususlar yazılmaktadır” bu veya buna benzer hükümler sektör işverenlerini ve çalışanları zor durumda bırakmakta, personel maaşlarının bizce ödenmemesi halinde cezai müeyyide uygulanmaktadır. Bu uygulama butlandır. Yasal olmayan gerekçeler ile sektör işverenleri her zaman ceza ile karşı karşıya bırakılmaktadır.
3.1.3 Teknik şartnamelerde özel güvenlik görevlilerine 5188 sayılı yasada açıklanan görev ve yetkiler dışında (Örn. ziyaretçilerin karşılanması, uğurlanması, özel kişilere teşrifatçılık, mihmandarlık yapılması, telefona bakmak vb.) görevler yazılmakta ve uygulanması istenmektedir.
3.1.4.Teknik şartnamelerde; personelin yıllık izin, rapor ve mazeret izni gibi yasal hakkını kullanırsa yerine görevlendirme yapılarak eksiksiz çalışılacağı düzenlemesi getirilmektedir. Hâlbuki idari şartnamelerde yıllık ücretli izin hakkını kullanan personele ait maliyetin teklif fiyata yansıtılmasından bahsedilmez.
Eksiksiz çalışmak demek personelin ölmesi veya işi terk etmesi gibi durumlar için mevzuudur. Yasal bir hakkın kullanılmasıyla bağlantısı kurulmamalıdır. Hukuki sözleşmelerin kanunların üzerinde bir metin olamayacağı ve bu konuda iş kanunu hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmeli, Kamu ihale Kurulu “hangi personelin yıllık ücretli izne veya kıdem tazminatına hak sahibi olacağı önceden bilinmiyor..” şeklindeki savunmadan vazgeçmelidir.
3.2. KİK ve İdarelerden kaynaklanan sorunlar :
3.2.1.Kimi ihalelere ait şartnameler ilan edilmiş dahi olsa dokümanlarının talep edenlere verilmesi geciktirilmektedir. Bu durum mevzuata aykırı düzenlemeler için idarelerin zeyilname, sektörün açıklama talep hakkını engellemektedir.
3.2.2. Kimi mal ve hizmet alımı ihaleleri 4734/5 hükmüne rağmen birlikte yapılmaktadır. (Örn. elektronik güvenlik ve özel güvenlik hizmet alımı gibi)
3.2.3. KİK ve bazı idareler 4734/5 ile verilmiş bir görev olmasına rağmen rekabet ortamını koruyamamaktadır. Giyim maliyeti üzerinden yaratılan haksız rekabeti görmezden gelenler Yeni Türk Ceza Kanunun 257 maddesinde açıklanan “ G ö r e v i K ö t ü y e K u l l a n m a ” suçunu işlemektedir.
3.2.4. Kamu ihalelerinde teklif fiyata; sözleşmeye ilişkin damga vergileri, KİK payı, noter masrafı, amortisman, iş yeri hekimliği, ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin genel giderleri karşılamak üzere asgari işçilik maliyeti üzerinden hesaplanan % 3 oranındaki sözleşme ve genel gider payı eklenmektedir. Bu masraflar için oldukça yetersiz olan ve eşit taksitlere bölünerek aylık hak edişe yansıtılan sözleşme ve genel gider payının tamamı yüklenici tarafından zaten bir kerede ve sadece noter tasdikine ait masrafı karşılamak için ödenir. Geriye kalan masraflar için yapılacak ödeme, sözleşme giderinin düşüklüğü nedeniyle zarar yazmaktadır. Sözleşme ve genel gider payının bir kerede ve ilk hakediş döneminde ödenmesi sağlanmalıdır.
3.2.5. Kamu İhale Kurumu, bir kısım özel güvenlik hizmet alımı ihalesini 5188 sayılı yasaya aykırı bulduğundan iptal ederken, her nedense iş kanununa aykırı şartnameler için bir iptal getirmiyor. Çalışma hayatını düzenleyen mevzuata aykırı ihalelerin KİK tarafından iptal edilmesi şarttır.
4- ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİ İLE ÖZEL GÜVENLİK KİMLİK KARTI PROJESİ
Emniyet Genel Müdürlüğünce yürütülen bu iki projeye destek verilmeli ve bir an önce uygulanmalıdır. Sektörün ve özel güvenlik personelinin bu projelerden faydası yüksektir.
5- PERSONEL MAAŞLARI:
Özel Güvenlik Görevlileri kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette can ve mal güvenliği hizmeti üstlenmişlerdir. Önemli derecede yetki ve sorumluluk ile donatılmışlar ve eğitime tabi olmuşlardır. Vasıf sahibi olan ve ceza hukuku uygulamasında devlet memuru kabul edilen bu personelin aylık ücretleri standarda bağlanmalıdır.
6- ÖZEL GÜVENLİK MALİ SORUMLULUK SİGORTASI:
Sigorta sisteminin daha işlevsel hale getirilmesi sağlanmalıdır. Bunun için 26 Şubat 2005 ve 25739 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları” yeniden düzenlenmeli, sigortanın kapsamı genişletilerek özel güvenlik personelinin de yararlanmasına imkân tanınmalıdır.
ÖGG’nin kasti olmayan şahsi zararından dolayı da bu tazminattan ödeme yapılması temin edilmelidir.
Aksi takdirde kamu görevlisi ÖGG ile iş yasasına tabii ÖGG arasındaki sigorta sisteminden kaynaklanan ikili durumun izah edilemeyecektir.
Mevzuatın A.5. maddesindeki Teminat Dışında Kalan Hal kapsamı daraltılmalı ve özellikle ( c) maddesindeki “eksik ve yetersiz” hizmet gibi tespiti tartışma yaratacak muğlâk ifadelere açıklık getirilmediği sürece ölen, yaralanan veya sakatlanan üçüncü şahısların tamamı için mahkeme kararı ile tazminat ödemek zorunda kalırız.
Özel güvenlik mali sigortası ile özel güvenlik görevlilerinin çoğuna teminat poliçesi satın aldık. Kamu kurumları ile kendi bünyesinde özel güvenlik birimi bulunduranlar teminat satın almaktan istisna tutulmuştur. Acaba üç yıldır para yatırdığımız bu sigorta sistemi hangi konuda devreye girdi bilmiyoruz... Makalenin girişinde bahsetmiştim. Sektör veri toplama çalışması yapmıyor.
7- SİLAH EĞİTİMİ:
Silah bir kültürdür. Ülkemizde bu eksikliğinin giderilmesi, yaşanan üzücü olayların önlenmesi için taşıma ve bulundurma ruhsatı almak isteyen vatandaşların; gerek silahı tanımaları ve gerekse kullanma şartlarını öğrenmeleri için özel güvenlik eğitim kurumlarında eğitim görmeleri sağlanmalıdır. Bu konu için hazırlanan 6136’ya ait değişiklik tasarısının komisyonda görüşülerek yasalaşması beklenmektedir.
YTCK'nın 25/1. maddesi "Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez…" şeklindedir.
Doç. Dr. R. Cengiz DERDİMAN,12.11.2005, Özel Güvenlik Anlayışı ve 5188 Sayılı Kanunun Uygulanmasından Doğan Sorunlara İlişkin Değerlendirmeler.
Bu tebliğ hükmü ”... ihale ve sözleşmeye ilişkin damga vergileri, KİK payı, noter masrafları gibi sözleşme giderleri ile amortisman, iş yeri hekimliği, ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin genel giderleri karşılamak üzere asgari işçilik maliyeti üzerinden %3 oranında sözleşme ve genel giderler hesaplanacaktır... ” şeklindedir.
H..BOZKURT, 2007 Bilgilendirme Sunusu, EGM Özel Güvenlik Kurumları Şube Müdürü