YASA HÜKÜMLERİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR…
Alper UZUNGÜNGÖR
ÖZEFE GÜVENLİK
Türkiye genelinde üçyüz bin çalışanıyla genel kolluk hizmetlerini tamamlayıcı mahiyette görev yapan özel güvenlik sektörü son iki yılda kamu kurumlarının tamamına hizmet verir duruma gelmiştir.
Bugün itibariyle kamudaki portföyün eğitimden sağlığa, tarımdan ormancılığa, madencilikten çevreye, ulaşımdan enerji ve haberleşmeye kadar genişlediğini görüyoruz.
Sektör bir tarafta böylesine geniş bir sahada kamu güvenliğine katkı sağlarken diğer taraftan vergi yükünün azaltılması, milli gelirin artması ve istihdam yönünden ekonomik fonksiyon grafiğini de yükseltmeyi sürdürmektedir.
Bu bakımdan hem güvenlik hem de ekonomik yönden potansiyeli kabul edilmiş bir sektörün sıkıntılarına ne yazık ki kamu kurumları da yük verdiğinden sorunlar paketi oldukça büyümüştür.
Özel güvenlik hizmetinden istifade eden bu kuruluşların sebebiyet verdiği sorunlar arasında; kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve ihbar tazminatı gibi çalışma hayatına ait yasal hakların parasal miktarı başta yer almaktadır. Kamu kurumlarından tahsil edilme imkânı olmayan işçi haklarının sektör işverenlerince ödenmesi durumu çok ciddi bir istihdam maliyeti oluşturduğundan kayıt dışılık cazip hale getirilmektedir/miştir.
Kamu’da çalışan özel güvenlik görevlilerinin iş yasasından kaynaklanan alacaklarını kimin ödeyeceği konusunda İş Müfettişleri, sektör işverenlerini iş akdinin varlığı nedeniyle sorumlu tutmaktadır. Hâlbuki kamunun gerçekleştirdiği özel güvenlik ihalelerinde teklif fiyat bileşenleri arasında iş yasasından kaynaklanan işçi hakları maliyetine yer verilemeyeceği için bundan işverenin sorumlu tutulması hem ahlaki hem de hukuki değildir.
İşverenin kamuya hizmet sunmak için hazırladığı teklif fiyat; zorunlu asgari işçilik maliyeti (*) ile özel güvenlik mali sorumluluk sigortası toplamından ibarettir.
İşçinin çalışma hayatına ilişkin kıdem tazminatı vb. hakları kamu ihale mevzuatı gereği teklif fiyat bileşenleri arasında yer almaz.
Kamu İhale Kurumu almış olduğu kararlarda “Yargıtay” içtihadından bahsederek sorumluluğun karşılıklı olduğunu ifade etmektedir. Bu kurumun sözleşme giderini tebliğ ile bir puan artırması ve ismini de “sözleşme ve genel gider” olarak değiştirmesi soruna çare olmamıştır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise ihale makamlarının çalışma hayatını düzenleyen yasalara itibar etmek zorunda olduğunu ifade etmek suretiyle düşüncesini açıklamıştır.
Sektörden hizmet satın alan kamu kurumlarının çalışma hayatını düzenleyen iş yasası hükümlerini görmezden gelmeyi ısrarla devam ettirmek istemesini iyi niyetimizle beraber kaynak ve birikim eksikliğine bağlayabiliriz.
Unutmayalım sektör Türkiye`de henüz yeni. Ama hızla büyüyor. Mevzuat eksikliği ve diğer uygulama sorunları ile uğraşarak yol alıyor. Değerlendirilmesi gereken birçok konu var. Bunlardan birisi de 4857 sayılı yasa ile düzenlenen işçi haklarına dair mevzuat hükümlerinin uygulanmasının tesisidir.
4857 sayılı yasadan kaynaklanan işçi hakları maliyeti sektörün önemli sorunlarından biridir. İlgili Bakanlıklar, Kamu İhale Kurumu ve yargı nezdinde çözüm yolları aranmalıdır. Bu çalışmayı, sektör derneklerinin, bu derneklerin bir araya gelerek kurduğu federasyonun ve TOBB sektör temsilcilerinin katkısıyla; ya KİK tarafından tebliğ değişikliği yapılması sağlanarak ya da ferdi olarak idari yargı kademelerinde hakkımızı arayacağız.
Bütün bunlar sonuçlanana kadar bütçemizi iyi yapmalı, işletme sermayemizi güçlendirmeliyiz. Hizmet satın alan kamu kurumları bizlere kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin vb. işçi haklarını ödemese de İş Müfettişleri nezdinde bu maliyet kalemlerinde sorumluluğumuzun devam ettiğini bilmek durumundayız.
Sorunun mali boyutunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Son üç yıldır istihdam edilen bir özel güvenlik görevlisi iş akdinin, hizmet sözleşmesi süresinin bitmesi nedeniyle fesih edildiğini düşünelim. Personelin 2005 ve 2006 yıllarında hak sahibi olduğu genel tatil ücreti (**), iki yıllık kıdem tazminatı vb. haklarının ödenmediğini ve düzenlenmesi gereken ek bildirgenin de yapılmamış olduğunu varsayalım. İş Müfettişi için Ek bildirge; uzlaşma veya inceleme aşamasında kıldan ince kılıçtan keskin olacaktır. Ek bildirgenin sigorta kurumuna gönderilmesiyle birlikte aylık gecikme cezası 1635 YTL tahakkuk edecektir. 2005 ve 2006 yıllarında eğer ödenmeyen –bu tarihlerde ihale mevzuatı gereği ödenmiyordu- genel tatil ücreti için düzenlenmesi gereken ek bildirge toplamı 13 adet olsun. Gecikmeden dolayı 13x1635=21.255 YTL ek bildirge cezası ödenecektir.
Hizmet vermekte olduğunuz kamu kurumundan bu maliyet kalemiyle ilgili herhangi bir ücret almadığınız için ek bildirgeye gerek bulunmadığını iddia etmeniz sonucu değiştirmeyecektir. Sizden tahsil etmediğiniz bir para zorla ve hatta ek bildirge cezası ile birlikte alınacaktır.
Özel güvenlik görevlilerinin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin yasal hakları kamu kurumları tarafından gözardı edilse de adaleti sağlamakla yükümlü olan devletin hukuk niteliğinin zedelenmesine fırsat vermeden, “Kamu kuruluşlarının hikmetinden sual olmaz” deyip sessiz kalmayı tercih etmeden, yetkililerinin kararları ve işlemleri ile yaşadığımız mağduriyete son vermek için çalışmalıyız.
Bu itibarla önceliklerimiz arasında yer alan Kıdem Tazminatı Fonu Kanun Tasarısı (***) Taslağının bir an önce yasalaşması için girişimlerde bulunmalıyız.
Kamu kurumlarında genellikle oniki ay çalışan özel güvenlik görevlilerinin ya yıllık ücretli izin kullanması ya da bu hakka ait ücreti nakden alması için bir tebliğ değişikliğini gündeme getirilmeliyiz.
Yoksa kamu kurumlarının çalışma hayatını düzenleyen yasa hükümlerini görmezden gelmesi nedeniyle bizlere ödenmeyen işçi hakları ve ek bildirge cezasını ya İş Müfettişinin zorlaması nedeniyle cebimizden ödemeye devam edecek ya da işgörenle hesaplaşacağız (!). Kalem sürçtü uzlaşacağız demek istiyorum.
“Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar” atasözü ile konunun aciliyetini ifade ederek yazımı bitiriyorum. Sağ ve esen kalın.
_________________________________
(*) İhale tebliğe göre asgari işçilik maliyeti; brüt asgari ücret ile idari şartnamede öngörülen yemek, yol ve giyim bedeli ile işveren sigorta prim tutarı toplamıdır. Görüldüğü üzere bu tanımda çalışanların kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı gibi hakları yer almıyor.
(**) Ulusal ve resmi bayram günleri ile genel tatil, yılbaşı ve dini bayram günlerine ait işçi hakları tebliğ değişikliği ile 01.01.2007 tarihinden itibaren ödenmeye başlamış, hatta bu konuda KİK tarafından işçilik hesaplama modülü dahi yapılmıştır.
(***) Bir kamu kurumunun hazırladığı kanun tasarısı; diğer kamu kurumlarının görüşleri ve katkıları da alındıktan sonra Başbakanlığa gönderilir. Başbakanlık kanun tasarı taslağına ilişkin son incelemeyi yaptıktan sonra Bakanlar Kurulu üyelerinin imzasına açar. Kanun Tasarısı taslağı Bakanlar Kurulu üyelerince imzalandıktan sonra "Kanun Tasarısı" olarak adlandırılır. Kanun taslakları hükümetin görüşlerini ve önceliklerini yansıttığı için Türkiye Büyük Millet Meclisinde genellikle öncelikli olarak ele alınır.